Cumhuriyet kurulduktan sonra laik ve bilimsel eksene oturtulan sistem çok örselendi: Tek çözüm laik eğitim

40 bin köyün 37 bininde okul ve öğretmen yok. Eğitim çağındaki çocukların ancak dörtte biri okula gidebiliyor. Yükseköğretimdeki öğrenci sayısı sadece 2 bin 837 iken ülke genelinde 479 medresede 18 bin öğrenci kayıtlı. Prof. Dr. İsa Eşme, 100 yılda eğitimde nereden nereye geldiğimizi görebilmek için Cumhuriyetin devraldığı eğitim mirasını hatırlamak gerektiğini belirterek şöyle diyor:

FİKRİ HÜR VİCDANI HÜR…

“Cumhuriyet, devraldığı sorunların çözümünde, önceliği eğitime verdi. İzlenecek eğitim akıl ve bilime dayalı olmalıydı. Bunu sağlamak üzere 3 Mart 1924’te gerçekleştirilen Öğretim Birliği Devrimi ile eğitim laik ve bilimsel eksene oturtulmuştu. Eğitim alanında daha radikal bir atılım olan ve 1 Kasım 1928’deki Harf Devrimi ile okuryazarlığın önü açıldığı gibi, Türk diline dönüş sağlanmış ve Batı uygarlığına geçiş kolaylaştırılmıştır. 1930’lu yılların başlarında 14 milyon civarındaki nüfusun 3 milyonu şehir ve kasabalarda, 11 milyonu köylerde yaşıyordu. Bunun için yeni bir eğitim devrimi, yeni bir atılım gerekiyordu. Bu atılım, bizzat Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün önerisiyle 1936’da ‘eğitmen kursları’ denemesiyle başlatılacak olan ‘Köy Enstitüleri’ projesiyle sağlanacaktı.”

Hasan Âli Yücel’in 1946’da görevden uzaklaştırılmasıyla başlayan yeni dönemin ilk kurbanının Köy Enstitüleri olduğunu belirtten Prof. Dr. Eşme, 1950’den bugüne gelinen noktayı şöyle anlattı: “Cumhuriyet, akıl ve bilime dayanan laik eğitim sistemiyle çağdaş dünya ile uyumlu bir kuşak yetiştirmek istiyordu. Cumhuriyetin ilk 70-80 yılında, verilen bazı ödünlere rağmen, bu büyük ölçüde başarılarak ülkemiz bulunduğu coğrafyada örnek bir ülke oldu. Peki, son 20 yılda uygulanmak istenen eğitim sistemi ile nasıl bir yurttaş yetiştirilmek isteniyor? “Dindar, muhafazakâr, ait olduğu grubun değerlerine duyarlı, itaatkâr, biat kültürünü benimseyen, eleştirel düşünceye kapalı, ait olduğu grubun emirlerine bağlı” yurttaş. ”Eğitimde 100 yılda nereden nereye geldik” sorusunun cevabı, Cumhuriyetin başındaki yurttaş yetiştirme hedefleriyle son dönem benimsenen bu hedefler arasındaki farkta saklıdır.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılında uygar ülkeler arasında yer alabilmek ve bu coğrafyada bağımsız bir ülke olarak varlığımızı koruyabilmek için çözüm akıl ve bilime dayalı laik eğitimdir.

50 YILDA NELER OLDU?

1950’den 2000’li yıllara uzayan 50 yıllık sürede, Cumhuriyet eğitiminin ana direkleri olan öğretim birliği ve laik eğitim sürekli örselendi. Bunun en çarpıcı göstergelerinden ilki 1973’te çıkarılan Milli Eğitim imam hatip okullarının, öğretim birliği yasası çiğnenerek liselere alternatif okullar haline getirilmesi oldu. İkincisi, 12 Eylül askeri yönetimince 1983’te din derslerinin zorunlu dersler grubuna alınmasıydı. Son 20 yılda yapılanlar cumhuriyetin eğitim ilkelerinin örselenmesinin ötesinde bir “dönüşüm” niteliğini aldı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*